Doğa

Doğa, Ekipman, Kamp, Kızsal Mazeretler, Rota

Bugün de Ölmedim Ana!!!

Rakımın dört haneli rakamların eşiğinde olduğu bir yükseklikte, etrafını uçsuz bucaksız dağların çevirdiği Poschiavo gölünün kenarındaydık. Muazzam bir manzaranın kalbinde yani. Her aldığın nefeste, oksijenden ciğerlerinin acıdığını hissedersin ya bazen, öylesine güzel bir yer. Gözlerimizin doğanın güzelliğinden aldığı doyumu, açtığımız müzik ve ucuz şarapla kulak ve damağımıza da yaymıştık. Koreliyi bilmem ama eğer yağmur başlamasa, sanırım gecenin ilerleyen saatlerine kadar… devamını oku
Doğa, Ekipman, Kamp, Kızsal Mazeretler, Rota

İsviçre Alplerine Doğru…

Koreli geç kalkmış ve üstüne hiçbir şey olmamış gibi, rahatça hazırlanmıştı ve bu süreçte oldukça sıkılmıştım. Zaman geçirmek için etrafta yürüdüm, dün gece gelen domuzun izlerini sürdüm, çadırları kurduğumuz alandan beş metre uzaklıkta çalılar arasında cansız bir şekilde yatan karacaya baktım falan. Bu kadar geç kalkacağını bilsem, muhtemelen çadırı daha geç toplar, biraz bacakları uzatır keyif yapardım. Güzel bir kahve… devamını oku
Doğa, Kamp, Rota

Sakin…

Koreli ile sakin bir ayak üstü sohbetten sonra, birer kahve içtik. İki turcu buluşunca, “nereden gelip nereye gidersin ey yolcu” içerikli sohbet olmazsa olmaz tabi. Bu arkadaş 1,5 yıldır yolda ve 19.000 kilometre civarı yol yapmış. Hedefi İsviçre üzerinden Fransa, İspanya ve Portekiz’di. Avrupa’nın aşırı pahalılığından gına girmeye başladığı için, bir süredir benim de aklımda yolu kısaltıp, tekrar balkanlara dönme… devamını oku
Doğa, Ekipman, Kızsal Mazeretler

Stelvio.

Uykusuz bir geceden sonra uyandım ve otelde kalmanın en iyi yanı olan beleş kahvaltıyı gömmek için aşağı indim. Bu otellerdeki diğer bir ilginç durum ise, kahvaltıya indiğinde hangi masaya oturacağını göstermeleri. Kahvaltı dahil yerlerin tamamında bu durumu yaşadım. Parayı aldıktan sonra anne şefkatine bürünen teyze beni bir masaya götürdü, çayı, kahveyi, meyve sularını gösterdi, “kafana göre takıl evladım”, dedikten sonra… devamını oku
Doğa, Kızsal Mazeretler, Rota

“Abi Burası Almanya mı?”

Uzunca bir ara verdikten ve bir kısım takipçiden zılgıtı yedikten sonra, en sonunda yeni yazıyı tamamlayabildim. Yazının orijinal linki için burayatıklayabilir ya da sadece veloforum üyelerine özel olarak azıcık aşağıya bakıp okuyabilirsiniz  Ayı korkusuyla uyumak zor zanaat. Ayı bu ya. Coğrafyadaki en tehlikeli şey. Elinde silah olan bir insanla bile bir şekilde başa çıkma ihtimalin var ama ayı, bambaşka bir boyut.… devamını oku
Doğa, Kamp, Kızsal Mazeretler

Lago Di Garda ve Ayı…

Kaçak kampımı yaptım ve sabah, bahçe sahiplerine yakalanmadan toparlanabildim. Bu evre hep gergin oluyor. Hani sincaplar gibi. Yemeğini yerken sürekli kafayı kaldırıp ani bir hareketle etrafı keser ya, benimki de o hesap. Her harekette etrafı keserek toparlanıp, göl kıyısına doğru seyretmeye başlayabildim. Garda gölü beklediğimden daha güzeldi. Kenarındaki kasabalar oldukça güzeldi. Her kasabaya gidip, her sahilde oyalanmaya başladım. Ördekleri yemledim,… devamını oku
Doğa

Enine Boyuna 3 Ay…

Turda üç ayı geride bıraktım. Kosova’yı ülkeden sayarsak, 14 ülke gördüm. Benim aklıma gelenler ve arkadaşlarıma sorduğum en’li sorular ve cevaplarını şöylece bir yazayım dedim. Daha eklenecek çok şey vardır eminim ama aklıma gelenler bunlar. Arada kesin unuttuklarım falan vardır, bilirim ben kendimi. Neyse, hadi bakalım, keyfini çıkarın. En uzun mesafe: Parma’nın 8 km gerisinden Lago di Garda’ya yaptığım 152… devamını oku
Doğa

İki Yol…

Sincap taarruzu sebebiyle kirletilmiş çadırımı toplayıp, güzelce bir kahvaltıdan sonra tekrar yola koyuldum. Pignone de taş döşeli kaldırımları ve genişçe meydanıyla diğer İtalyan köylerinden farklı değildi. Pignone’dan sonra önümde sağlam tırmanışlar ve sonunda da 992 rakımdaki Passo Casoni vardı. Bu yolu bana Massa’da evinde kaldığım Valter tarif etmişti. Buradan sonra tekrar aşağı inip, yaklaşık 1500 rakımdaki başka bir geçidi tırmanarak,… devamını oku
Doğa

Massa, Cinque Terre ve Yalnızlık…

Massa’ya vardığımda evinde kalacağım Valter’a mesaj attım ve yerimi bildirdim. İşleri uzadığı için bana şirketinin adresini verdi. Navigasyona adresi girdim ve gördüğüm bir kafeye oturarak beklemeye başladım. Aradan bir saat geçtikten sonra Valter’dan “nerede kaldın” gibisinden mesaj geldi. Oysa ben geldiğimi düşünüyordum dfjas. Hangi kafede olduğumu yazdım ve bu sırada hava da kararmak üzereydi. Valter’ın olduğu yeri beş kilometre falan… devamını oku
Doğa

Ağlamıyorum, gözüme bişiy kaçtı…

Sonunda Slovenya’ya girebilmiş olmanın rahatlığı ile otobandaki ilk sapağa kadar bisikleti ittim ve ilk sapaktan saptım. Net bir hedefim olmadığı için, haritada görünen ilk yerleşime doğru devam ettim. Slovenya’daki yollar daha bir muhteşemdi. Bisikletini alan sokağa çıkmış, herkes Sagan gibi yardırıyordu. Slovenya’ya girdiğim andan itibaren bisiklet kullanımı baya arttı. Teyzeler dayılar beni sollayıp geçiyorlar, adamın morali bozuluyor. Beni her geçen teyze… devamını oku