urer3493

Dijital Çöplük Çağı..

Bazen tur anılarını yazarken ekleyecek fotoğraf bulamıyorum. Turun başlarında kendi standartlarıma göre baya fotoğraf çekiyordum aslında ama sonralardan bazen şarj problemi, bazen üşengeçlik, bazen hava şartları vs derken, fotoğraf çekme işini bay savsakladım.

Yukarıda da belirttiğim gibi, kendi standartlarıma göre aslında baya fotoğraf çektim. Fotoğraf çekmeyi çok sevdiğim söylenemez. Becerebildiğimi de sanmıyorum. Bunun yanında, kaderin bana bir cilvesi gibi, fotoğraf çekmek için kullandığım aletlerde de genelde ya kalite sorunu olur, ya alet arızalanır, kötü çeker falan. Misal telefonu düşürmüş, yeterince kırıldığından emin olmak için üzerinden de geçmiştim dsfdsjs. Fotoğraf azlığının sebepleri böyle. Yoğunluklu olarak anı yaşama isteği ile aklıma gelmemesi var tabi.

Günümüzün dijitalleşmiş, hatta dijitalleşmenin bokunu çıkarmış, dijitalleştikten sonra normal hayatı unutmuş dünyasında, etrafıma baktığımda bazen şaşırıyorum. Misal Çekya’daki astronomik saatin önünde ellerinde telefonlarla saatin hareketlerini çeken yüzlerce insan gördüm. Abi, neden o anı yaşamıyorsun, neden o harika anı kendi gözlerinle zihnine kazımıyorsun? Daha sonra belki hayatın boyunca taş çatlasa iki kere bakacağın bir görüntü için, anı kaçırıyorsun. Konsere gidiyorsun, hayatının grubu gelmiş, canlı canlı izleyip, ezbere bildiğin notalarla coşmak varken, sen boktan bir açıyla fotoğraf ya da video çekmeye çalışıyorsun ve eve gidip o videoya baktığında sesin ve görüntünün yarrrak gibi olduğunu görüyorsun. Zaten çekilmişi var, harika görüntü ve harika ses kalitesiyle her grup konser DVD’leri satıyor; sen belki hayatında bir kez görebileceğin grubu, o bir boka yaramayacak video için kaçırıyorsun. Bir final mücadelesine gidiyorsun, müsabaka bitiyor, ortada inanılmaz bir sevinç ve duygu yoğunluğu var ve sen, bu harika görüntüleri sosyal medyada paylaşıp 3-5 layk alacağın bir fotoğraf çekmek için telefon ekranından izliyorsun. Sevinmeye zaman bile bulamıyorsun,  o kadar delirmişsin ki, fotoğraf çekmek, tüm sezon/turnuva boyunca beklediğin andan daha değerli geliyor sana.

Bir tepenin başına çıkmışsın, gözlerinin geniş açısı ve boynunun sana sağlamış olduğu 360 derecelik, her rengi yakalayan bir bakış açısına sahipsin. Çektiğin fotoğraf, harika bir makinen yoksa ve fotoşop kullanmayı bilmiyorsan muhtemelen bok gibi olacak. Boş ver ya, hadi çekersin bir fotoğraf ama bak etrafına ruhunu güzelleştir. Doğanın muazzamlığını fotoşopla oynanmış fotoğraflardan değil, gözlerinle gör..

Dijitalleşmiş ve çıldırmış bir çağa evrildik. Acelecilikten ölüyoruz. O fotoğrafı hemen çekecek, hemen paylaşacak ve izlemesi gereken harika doğa yerine kaç layk gelmiş, kimler yorum yapmış, onu kontrol edecek insanlar haline geldik. Dijitalleşme ve tüketim aynı anda geliyor tabi. Çatır çatır çekiyoruz ve bir daha ne zaman bakacağımızı bilmediğimiz koca terabaytlı harddisklerde saklıyoruz. Sürekli çekiyor, sürekli saklıyoruz. Bazen saklamıyoruz bile. Aynı fotoğrafın yüzlerce muadili arasında o anları tüketiyoruz.

Bununla birlikte, aceleciliğimiz sosyal medya alışkanlıklarımıza da sirayet ediyor. Uzun bir yazı görürsek hızlıca kaçıyoruz. Ya da belki fotoğraflarına bakıp geçiyoruz. Bazen bir fotoğrafa bakıyoruz, altındakini okumadan geçiyoruz. “Ayıp olmasın laykçılığı” gibi bir şey türetilmiş durumda mesela ya da “ayıp olmasın ben de onu takip edeyim” sdlkfs. Sosyal medyanın delirmişliği bazen beni delirtiyor sdjfsd. Beğenmiyorsan neden beğeniyorsun, ilgini çekmiyorsa neden takip ediyorsun? Bunun ayıbı mı olur lan?! Hayır, bu sadece beğenmemekle de ilgili değil, paylaşım konsepti ilgini çekmiyor da olabilir. Harika fotoğraflarla sadece kendini çeken insanları babam olsa takip etmem misal, sevmiyorum. Sosyal medyadan beklentim senin selfie’lerin olmayabilir ve bunun için beni yargılayamazsın sdljfasd

Tüketim çılgınlığının yansıması olarak, şu aralar instagram’da hikayeler, mini videolar paylaşmak trend oldu. Tüketimi tamamlasın diye, paylaştığın hikayen, 24 saat sonra kendi kendini imha ediyor. Tam tüketim çılgınlığına yaraşır bir uygulama dsajfs. Ben uzun zamandır direniyordum ama iki gündür birkaç hikaye paylaştım valla. Ben de bozdum aq. dsfsdj

Neyse işte. Tüm bunlar bana duygusuzca geliyor. Hayatımızda çok fazla hatırlayacağımız “o an” olmuyor ve biz, o anları telefon kamerasından izlemeye çalışıyoruz.

Neden dertlendim, bilmiyorum. Belki yazılara koyacak fotoğraf bulamadığım içindir. Çünkü yazılara en çok gelen eleştiri, az fotoğraf olması (tabi yazarsam dskjfsdk aslında en çok gelen eleştiri, yazmamam sdjfs). Fotoğrafın anlatımı tamamladığını söyleyenler yoğunlukta ama -bu eleştiriyi dikkate almakla beraber- ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Bu sitede yazılan yazıların amacı asla “gezgin sitesi”, “gezelim görelim, tanıtım yapalım” mantalitesinde olmadı. Yaşadığım saçmalıkları, olduğu gibi, normalleştirmeden, yumuşatmadan, apaçık yazmaktan başka gayem yok. Bu saçmalıkları fotoğraflayabilseydim, belki yapardım ama bu da teknik olarak mümkün değil. Yani İtalya’da girdiğin bir barda, soğuk bir şarap isteyip bunu uzak doğulu garsona anlatamamış olmak nasıl fotoğraflanabilir bilmiyorum sdlkfds.

Fotoğraflar elbette güzeldir ama çılgınlık ve dijital bir çöplük boyutuna gelmediği sürece. Baktığında yüzünü gülümsetecek, gözlerinde anılar canlandıracak fotoğraflar olacaktır ve bunlar, çektiğin binlerce fotoğraftan sadece birkaçı olacak..

Velhasıl, fotoğrafsız yazıları sevin. Öpün onları. Bir sürü boktan fotoğraf çekmeyin. Her çektiğiniz boktan fotoğrafı paylaşmayın. Güzellerini paylaşın. Altına o anın güzelliğini, hissettirdiğini yazın. Sonra deliriyorum, görüyorsunuz.

Delirmem bu kadardı. Görüşürüz.

This Article Has 2 Comments
  1. Otman diyor ki:

    Arkadaş dün bir kedi fotoğrafı paylaştık nasıl olay oldu ya? Tamam kediyi evlat ediniyorum. Oldu mu?

  2. Pelük diyor ki:

    Duyarlılık son hızıyla devam ediyordu. Körle yatan şaşı kalkarmış ^^

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir